Bitmek bilmeyen migren ataklarıyla boğuşurken iki gün kadar gecikti yanıt. Migrenle Yaşamak üzerine bir kitap yazabilecek kadar uzun süredir içli dışlıyız kendisiyle. Gençlik hevesi ile her okuduğum, her duyduğuma kurtarıcım gözüyle baktığım zamanlar geride kalalı çok oldu. Bilmemne sapı, bilmemne yağı vs. hikaye. Migreni geçirmenin en etkili yöntemi gerilip gerilip duvara kafa atmak. Bi beş saniyeliğine hissetmez oluyorsunuz. Uzun vadede gerizekalı olma riskiniz var elbet ama daha etkilisini bulan paylaşıversin bir zahmet.
Konumuza dönersek... Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Sorumuz bu.
Benim gibi "bağımlı" olmaya yatkın kişiler için cevaplanması güç sorular bunlar. Fakat kendimi gerçekçi olmaya zorlayarak düşündüm, düşündüm, karar verdim. Söylüyorum. Taşınmak! Başlarda bir zorunlulukken, sonraları benim için bir yaşam biçimi haline geldi kaçınılmaz olarak. Artık herhangi bir yere taşınmadan yaşayamıyorum. Becerebilirsem şehir değiştiriyorum, en olmadı semt, o da mı olmadı, sokak. Bir aralar üşenmeyip saymıştım ama unuttum şimdi sayısını fakat otuz beş yaşında olup da, bebeklik de dahil olmak üzere hiçbir evde bir seneden fazla kalmadığımı düşünürsek tablo ortada. İçlerinde sadece bir iki ay kaldıklarım da oldu tabi bu arada. Kök salamamak başlarda benim ve çevrem için bir problem gibi görünse de, ben galiba artık seviyorum bu durumu. Bunun üzerine uzun uzun yazasım var fakat gel gör ki migren hala ara ara yokluyor, karanlık ve sessiz odama doğru yollanmak üzere satırlarıma son veriyorum.
Bu arada beni tanıyan hemen herkes ağız birliği etmişcesine bu soruya "Hayvanları olmadan yaşayamaz" der. Fakat yıldım, anlıyor musunuz?:)
5 yorum:
kafaya ölümcül sıkılıkta şal bağlayınca da iyi geliyor bazen. bir süre çıkarmayınca kanın beyne gitmekte zorlanması söz konusu ama walla bak ben faydasını gördüm :))
Ah o şallar, yemeniler...:) Benim migren gitgide başka bişeye evrildi sanırım, günler, geceler sürüyor artık. Limon suyu denesene. Bir ara çok faydasını gördüm ama sonra abarttım herhalde, işe yaramamaya başladı.
Merhaba, ben de taşınmak.
Ankara'ya temelli geldikten sonra 7 sene içinde 7 kere taşındım. Ben eve yapışmaktan hoşlanan biriyim, mahvoldum o süreçte. Neyse, şimdi bir hayli sabitim.
İzmir-Marmaris-İzmir-İstanbul-İzmir-İstanbul-Datça gibi saçma bir rota izledim. Oturup saymaya kalktığımda aklımın erdiği zamanlardan itibaren kırk ev değiştirmişim, arada atladıklarım yoksa. "Aaa ben bu evi sevdim, kalırım artık burda" dediğim günün ertesinde evde akrep çıkmalar, "Yok yeeaa ne İstanbul'u, hayatta bi daha gitmem" dediğimin haftasına İstanbul'a taşınmalar... Datça'da üçüncü seneme girdim, ikinci ev:) Gene ufaktan bakınmaya başladım, hastalık galiba bu.
İzmir-Orataca-Marmaris-Antalya-Marmaris-Kocaeli-İstanbul-İzmir-Antalya-İzmir-Dikili-(şimdiye kadar, sırada(mecburi kurs için 8 ay İstanbul) kurs sonrası muhtemel İzmir ve isteğe bağlı mümkünse Antalya olarak devam edecek. Evlendikten sonra sabit kalırım diye ummuştum ama 24 yaşına kadar hiç taşınmayan eşimin de kaderini etkileyerek oradan oraya sürükledim peşimden. Kardeşim biz şehir orospusuyuz demişti. 2 senedir aynı yerdeyim. tuhaf gelmeye başlamıştı artık bana zaten. en fazla 1 sene yetiyor.
Yorum Gönder