1 Mayıs 2016 Pazar
12. Gün (İsyan, Devrim, Bi-sik-let)
Önceki soruyu çok savsakladım, içim rahat etmedi. Bunu da yanıtlayıp öyle çekileyim.
Arabam hiç olmadı, 35 yaşındayım ama hala sağdaki pedal gaz mı, fren mi bilmiyorum. Ha ehliyetim de var bu arada. Seneler seneler önce almıştım, nasıl alabildiğim de bir muamma. Ben olsam bana vermezdim. Virajı alırken dikiz aynasından gözetmenlerin uçuşan kafalarını gördüğümde "Gitti ehliyet" demiştim. Neredeyse havada tokuşacak kıvama geldikleri halde "Kahvemiz olsa dökülmüştü şimdi eheh hehe" dedikten sonra hakkımda olumlu görüş bildirecek kadar sempatik ve de şuursuzdular. Neyse ki ben onlara uymadım, kendimin ve yeteneklerimin farkındayım. Sürücü koltuğuna bile oturmadım bir daha.
Toplu taşıma da sevmem, yürünebilecek mesafeyse yürürüm. Yürünemeyecek mesafeyse de genelde yürürüm. Datça'ya taşındıktan sonra da bir bisiklet edindim hemen. Aşk yaşıyoruz kendisiyle.
Zaten burada toplu taşıma mevzusu saatte bir geçen dolmuştan ibaret, o da akşam yedi dedin mi bitiyor. Bir yerden bir yere giderken de otobüs tercih ediyorum, korkuyorum uçaktan. Çalıştığım zamanlarda çok sık ıvır zıvır toplantıları olurdu, neredeyse ayda bir binerdim uçağa. Çok severek başladı, sonra zamanla gerginliğe, en sonunda da korkuya dönüştü. Genelde tam tersi seyrettiğini duymuştum, benim gibi olanı da var mıdır bilmiyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Bence bu blogda daha çok şu bisikletli manzaralı fotolardan olmalı... biz burda binaların arasında kudurmalıyız her baktığımızda... evet evet.. :))
Önüm arkam sağım solum manzara. Belki gaza gelirsiniz diye paylaşıcam bıkmadan, usanmadan :)
Yorum Gönder